Kariyer olarak romancılık

Yazdığım üç romanda da sırasıyla yapılabilecek bütün hataları yaptım diyebilirim. Buna ek olarak çalıştığım yayınevine her gün bir ya da iki tane roman dosyası geliyor masama, aşağı yukarı hepsi de birer "ilk roman". Ve neredeyse hiçbiri gerçek bir "roman" değil.

Roman yazmayı öğrenmenin birinci kuralı -ve en basiti- okumak. Kitaplar, dergiler, ansiklopediler, gazetelerdeki reklamlar, hatta marketten aldığınız makarnanın arkasındaki yemek tarifleri... İyi bir yazar, iyi bir okurdur aynı zamanda. Keyif için okur, gözlemlemek için okur, imrenmek için okur. Dostoyevski
Suç ve Ceza'yı yazmadan önce Kant'ın Arı Usun Eleştirisi, Hegel'in Mantık Bilimi ve Kuran'ı devirmiştir. (İncil'i zaten kabaca ezbere biliyordu) Bir "okur" kimliğini taşımayan biri asla bir "yazar" kimliğini taşımayaz. Roman yazmaya soyunan biri, herşeyden önce romanın karşısında bir sanat, bir zanaat ve hepsinin ötesinde bir mühendislik harikasıymış gibi eğilebilmeli. Bir mühendis, mimar ya da işletmeci olmak için dört yıl eğitim alınmasını bekliyoruz bu toplumda. Bir orkestrada keman çalmak isteyen biri bunun için yeri geldiğinde neredeyse on yıl gece gündüz demeden bunun için çalışıyor. Çocukların oynadıkları oyunların bile son derece ciddi ve kutsal kuralları var. Seksekte ancak belirli bir yerde iki ayağınızı birden basabilirsiniz. Monopoly'de ceza yerseniz, ödemek zorundasınız. Bu kurallara uymazsanız oyundan atılırsınız. Romancılığın da kuralları var. Bu kuralları öğrenmek için en güzel yer de başka romanlar.

Roman yazmayı
öğrenmenin ikinci kuralı... yok. Romanın kuralları ve ilkeleri olsa da, bu işi öğrenmek bir hayli öznel bir süreç. Kuralları kendiniz keşfedeceksiniz. Birileri size kuralları dikte etmişse, onları öğrenmiş sayılmazsınız. O kuralları keşfettiğiniz anda ise, öğrenmiş olursunuz. Romancı olmanın "formülize" edilmiş bir eğitimi yok, hatta bir okulu bile yok. Romancılığın en köklü, en yararlı ve en gerçekçi akademisi sizsiniz. Romancılığı da başka herhangi bir meslek gibi öncelikle bir "meslek" bir "uzmanlık alanı" olarak görmeniz gerekiyor. Roman yazmak bir hayal ya da bir hobiyse, Sefiller'in 6. cildini yazabilmenize pek ihtimal yok. Ve unutmamak gerekir ki, roman yazmanın birinci kuralı iyi bir okur olmaksa da her iyi okur, iyi bir yazar değildir.

İlk yazılan romanın yeri çöp kutusudur. İlk yazılan roman yüzde doksan beş yayınlanmaya hazır bir roman olmayacak. (Yine de her yazmaya oturduğunuzda kendinizi yüzde beşten saymanızda yarar var.) Genelde ilk roman (muhtemelen çöp kutusunu dipleyecek, izleyen bir sürü romanla birlikte) romancılığınızın "taslağı" olacak. Size düşünmeyi öğretecek, size hayallerinizde tutarlı olmayı öğretecek, size yeri geldiğinde "dur," demeyi, yeri geldiğinde de sonuna kadar gitmeyi öğretecek. Ve en önemlisi, size niçin roman yazmamanız gerektiğini öğretecek. Bu iş için full-time çalışmanız gerektiğini hissedeceksiniz (ama bir işiniz olduğundan buna hiçbir zaman vaktiniz olmayacak), öyle yapsanız bile hayranlık duyduğunuz yazarlar gibi hiçbir zaman yazamayacağınızı hissedeceksiniz. Deneyimlerinizin eksik olduğunu göreceksiniz, dünyayı yeterince gezmediğinizi fark edeceksiniz. Hatta hapis yatmadığınızı fark edip, çoğu büyük yazarın mutlaka birkaç ay ya da yılın hapislerde, sürgünlerde geçirdiğini göreceksiniz. Son olarak da zengin olmadığınız için hayıflanacaksınız. Tolstoy bir soyluydu, Orhan Pamuk bir burjuva... Yazdıkça da farklı ve özgün yazmanın ne kadar imkansız olduğunu göreceksiniz.

Ancak bütün bu derin hayal kırıklıklar ve başarısızlıklar sizi gizliden gizliye romancılığa hazırlıyor olacak. Tüm benliğiniz pes etmeniz gerektiğini size bildiriyorsa, bilin ki doğru yoldasınız. (Tabi pes etmediğiniz sürece) Ve aynı şekilde bu hayal kırıklıklarını yaşamıyorsanız, yazdıklarınızın beş para etmediği gerçeğini kabul etmiyorsanız (bir şaheser üzerinde çalıştığınızı düşünecek kadar kibirlisiniz demektir) umutsuz bir vakasınız demektir. Muhtemelen ortaya bitmiş bir yazı öbeği çıkaracaksınız, ama bir süre sonra bu yazı öbeğini yayınevlerine gönderip aldığınız red mektupları nedeniyle, yeteneğinizin, yaşadığımız dünya için 'fazla' geldiğine ve değerinizin anlaşılmadığına karar verip bu işin peşini bırakacaksınız.

Çoğu romancı adayının gittiği yol bu. Biliyorum çünkü sık sık onları evlerine gönderen o kötü kalpli editörlerden biri olma görevi bana düşüyor.

Ama şu bir gerçek:

Kulağı ne kadar iyi olursa olsun, nasıl ki bir müzisyen kemanı ilk eline alışında ondan düzgün bir ses çıkaramayacaksa, bir roman yazarı da, romanı yazarken ihtiyaç duyacağı teknik alt yapıdan yoksun olduğu sürece, ortaya çıkan şey gerçek anlamıyla bir roman olmayacaktır. Keyifle okunacak bir hikaye sunabilir elbette okuruna, ama tarihsel tutarlılığın içinde bir "roman" olması bambaşka bir şey.

Bunun için "diplere" vurmak gerekir. "Bildiğim tek şey, ben iyi bir yazar değilim," diyebilmelisiniz. Sonra da, içinizden "Henüz..." diye ekleyebilmelisiniz.


2 yorum:

Merve Şahin ve Kitapları dedi ki...

En güzel aşk kitapları konusunda yazdığım yazıya tıklayarak en iyi aşk romanları listesine göz atabilirsiniz.

2020 Şarkılar indir dedi ki...

2020 şarkılar indirmek istiyorsanız web sitemize giriş yapıp 2020 şarkılar indir butonuna tıklayabilirsiniz. Ayrıca 2020 yeni şarkılar indir, 2020 pop şarkılar indir, 2020 yabancı şarkılar indir gibi listeler de sizi bekliyor.

Yorum Gönder

 
Copyright 2009 Diren YARDIMLI
BloggerTheme by BloggerThemes | Design by 9thsphere