"Okula geç kalıyorsun Ahmet!" dedi annesi.
Türk romancılığının batı dillerinden edindiği en tartışmalı kalıp... Devrik cümleler ancak özel durumlarda kullanılmalı diye biliriz ama diyaloglarla örülü bir romanda, ister istemez en sık karşımıza çıkan kalıp budur. Bu cümleyi düz olarak kurmak istersek, Annesi, "Okula geç kalıyorsun Ahmet!" dedi, dememiz gerekir. Bu da uzun süren bir diyalogda gereksiz bir parçalanmaya neden olur. (Ayrıca yine bir noktalama hatası -ünlemden sonra küçük harfle başlamak- sorununu çözümsüz bırakıyor. Bkz. bu konuyla ilgili yazı.)
"I'm coming home," said John olan tipik Anglo-Sakson kalıp da aslında devrik bir cümle. Düz haliyle, John said, "I'm coming home," olması gerekir. Ama yüzlerce yıldır romanların yazıldığı kıta Avrupası ve İngiltere'de bu kalıp artık bir devriklikten sayılmıyor, başlı başına bir cümle birimi olarak görülüyor. Oysa Türkçe'de "...dedi Ahmet" kalıbı hala birçok insana rahatsız edici gelebiliyor.
Farklı alternatifleri denemek olanaklı:
Annesi ona döndü ve "Okula geç kalıyorsun Ahmet," dedi.
"Okula geç kalıyorsun Ahmet," diyen annesi, Ahmet'i kapıya kadar geçirdi.
Ama er geç "dedi annesi," demekten başka çaremiz kalmıyor.
Bunu roman ve öykücülüğe özgü özel bir durum olarak kabul etmeli ve her defasında "işte yine devrik bir cümle" demeden okumayı sürdürebilmeliyiz.
"I want to go to the shopping mall"
"Alışveriş merkezine gitmek istiyorum."
Biri diğerinin tam tersi... Türkçe cümlelerde söz diziminin çoğu batı dilinin tam tersi olması her yazarın ve çevirmenin kabullendiği bir gerçektir. "dedi Ahmet" ise başka türlü yazılması daha fazla soruna neden olacak bir dizimdir ve bu haliyle kabul edilmesi gerekir.
0 yorum:
Yorum Gönder